Blog > Neden Normal Doğum

Neden Normal Doğum

Neden Normal Doğum
09-01-2025, Author: Dr. Ebe Esra ÇÖMEZOĞLU

Doğum insan neslinin devamını sağlayan ve ilk insanlardan itibaren devam eden, bedenin doğal, normal ve sağlıklı bir fonksiyonudur. Gebelik ve doğum eylemi bir hastalık değildir ve çoğu zaman ek bir girişim gerektirmez. Normal doğum yapmaya elverişli şekilde dizayn edilmiş kadın vücudu ve kadınların genetik olarak taşıdıkları doğumu gerçekleştirme becerilerinin yanında bebeklerin de doğuma elverişli şekilde dizayn edildiklerini unutmamak gerekir.

Doğum ve kadın üreme sistemi hastalıklarının morbiditesi ve mortalitesi üzerine etkili gelişmeler son 200 yıl içerisinde ortaya çıkmıştır. Daha önceleri özellikle obstetri alanındaki girişimler annenin hayatını kurtarmak amacıyla ölü fetüsleri düşürmeye yönelik müdahaleler ile sınırlıydı.

Romalılar zamanında sezaryen ölen veya ölmek üzere olan gebelerde kullanılmaktaydı. Pompilius kanunlarına (M.Ö. 715- 672) geç gebelik döneminde ölen tüm kadınlara insizyonel doğum yaptırılması hükmü getirilmişti. Sezaryen başka bir seçeneğin olmadığı, anne veya bebeğin hayatını kurtarmak amacı ile insanlar tarafından geliştirilmiş bir ameliyat olarak yüzyıllar içerisinde farklı tekniklerde uygulanmıştır.

Literatürde, Romalılar döneminde anne ve çocuğun da yaşadığı başarılı sezaryen doğum raporları mevcuttur, ancak bunların çoğu işlemin gerçekleştirildiği tarihten çok sonraları yazılan raporlardır. Sezaryen uygulanan kadınların çoğu kan kaybından veya postpartum peritonitten ölmüşlerdir.

Yüzyıllar içerisinde cerrahi dikiş teknikleri, antibiyotiğin keşfi, cerrahi tekniklerin geliştirilmesi, kan ürünlerine kolay ulaşabilme gibi faktörlerle sezaryen daha güvenli, anne ve bebeğin ölüm riskinin düştüğü bir ameliyat haline gelmiştir. Sezaryenin ilk uygulanmasındaki amacın başka bir şansın kalmadığı durumlarda hayat kurtarmak amacı ile geliştirildiği unutulmamalıdır.

Normal doğum ve sezaryen aslında karşılaştırılabilecek kavramlar değildir. Günümüzde ülkemiz şartlarında sezaryenin doğum şekli olarak kabul ediliyor olması ciddi bir sorundur. Çünkü sezaryen bir ameliyattır. Doğum ise doğal bir eylemdir. Sezaryen acil durumlarda uygulanması gereken hayat kurtarmak için yapılan bir uygulamadır.

Normal doğumun sezaryen ameliyatı ile karşılaştırdığımızda hem anne hem de bebek açısından birçok üstünlüğü mevcuttur. Anne normal doğum sonrası birkaç saat içinde günlük aktivitelerine başlayabilir, istediği her şeyi yiyebilir, bebeğinin bakımlarını yapabilir ve bebeğini emzirebilir. Annenin anatomisine daha saygılı ve daha az travmatik bir işlem olan normal doğumda hastanede kalış süreci daha kısadır. Doğum hormonları sayesinde anne sütü hemen gelir, doğum sonrası kilolarını hızlı verir, günlük hayatına kısa süre içerisinde dönebilir, anne bebek bağlanması hızlı olur, doğum sonrası kanama ve enfeksiyon riski sezaryene oranla çok daha düşüktür.  Normal doğan bebeklerin bağışıklıkları daha güçlü olur. Alerjik hastalıklara daha az yakalanır. Astım daha az rastlanır. Doğum sonrası solunum güçlüğü daha az görülür.

Sezaryenle ameliyatı olan kadınların iyileşme dönemleri daha uzundur. Sezaryen ameliyatları cerrahi girişimin ve anestezinin riskleri doğumun risklerine eklenmiş olur ve anne daha fazla risk altında kalır. Araştırmalarda sezaryene bağlı herhangi bir sorunla karşılaşma riski yaklaşık 3 kat artmış olarak bulunmuştur. Yine sezaryen ameliyatı esnasında; karın içi organ yaralanmaları, anestezi komplikasyonları, kanama, kalp durması, kanama veya başka sorunlara bağlı rahmin alınması olasılığı, doğum sonrasında enfeksiyon oranı, akciğere pıhtı gitmesi, hastanede kalma süresi de artmış olarak bulunmuştur. Sezaryen sonrasındaki gebeliklerde ise; eşin önde gelmesi, eşin uterus duvarına anormal olarak yapışması, eşin vaktinden önce tutunduğu yerden ayrılması, rahmin yırtılması ve tüm bunlara bağlı olarak rahmin alınması ve de yeniden sezaryen ile doğum gerekliliği artmaktadır. Tüm bunlar sezaryen kararı verirken hastanın ve hekimin dikkate alması gereken durumlar olmalıdır.

Doğuma bakış genelde annenin gerçekleştirdiği, sağlık profesyonelinin yardımcı olduğu bir durum olarak düşünülür genelde. Doğumun sessiz ve esas kahramanları genelde unutulur. Bebekler…

Normal doğumla doğan bebekler dünyaya daha doğal ve olağan bir geçiş yaparlar. Doğmaya elverişli dizayn edilmiş vücutları ile doğum kanalında güvenle ilerlerken acaba neler hissediyorlar? Yakın zamana kadar yenidoğanların ağrı hissetmediğine inanan tıp camiası artık yanıldığının farkında. Bebekler tüm algıları açık şekilde doğuyorlar ve güvenli ana rahminden dış dünyaya geçiş esnasında normal doğum süresince hazırlanma şansları oluyor. Planlanmış bir sezaryen ameliyatında ise belki uyurken bir el tarafından çekilip çıkartılıyor ve tamamen hazırlıksız şekilde parlak ışıkların, gürültünün olduğu soğuk bir ortama korku çerisinde doğurtuluyorlar. Doğum sırasında yaşadıkları bu panik, kaygı ve korkuların hayat boyu izlerini taşıdığını doğuma farklı multidisipliner yaklaşımlar sayesinde öğrenmiş bulunuyoruz.

Anne ve bebek için bu kadar faydalı doğumdan neden bu kadar uzaklaşılıyor?

Romalılar döneminde ölmekte olan bir annenin bebeğini kurtarmak üzere uygulanan sezaryen, yüzyıllar içerisinde tıp biliminin ve teknolojinin gelişmesi değişmiş ve gelişmiştir. Tüm bu gelişmeler sadece sezaryen tekniklerinde değil, anestezi alanında da gerçekleşmiştir. Bugün yakınlarından ve medyadan abartılı doğum hikayeleri dinleyen kadınlarının çoğunun sezaryen konusunda önlenemez şekilde ısrarcı olduklarını gözlemliyoruz. Doğum ağrısını azaltabilecek birçok doğal yöntem bugün gelişmiş birçok hastanede uygulanmaktadır. İlaç dışı yöntemlerin ağrıyı hafifletmede etkisiz kaldığı durumlarda epidural anestezi ile ağrıların rahatlatılabileceği unutulmamalıdır.

Kadınlar vajinal doğum sonrasında en çok vajina ve perine bölgesindeki gevşemeler, yırtılmalar ve bunlara bağlı idrar kaçırma, gaz-gaita kaçırma ve genital organların sarkması gibi sorunlardan korkmaktadırlar. Yine fetusla ilgili olarak, doğumda girişim (forseps, vakum) gerekli olursa fetusun zarar göreceği korkusu vardır. Fakat idrar kaçırma başta olmak üzere genital organların ve vajinanın sarkmasının çok sayıda nedeni vardır ve sezaryen doğum yapmak bunlardan tümüyle korunmak için yeterli değildir. Ayrıca normal vajinal doğum ile karşılaştırıldığında sezaryen ameliyatında fetus için de risk artmış durumdadır. Özellikle fetal yaralanmalar ve solunum yolları komplikasyonları artmaktadır (normal doğum sırasında bebekler akciğerlerinde biriken sıvıyı sezaryene kıyasla daha başarılı bir şekilde atabilir ve normal doğumda akciğerlerin sağlıklı çalışmasını teşvik eden hormonların salgılanması da artar). Ayrıca normal doğum esnasında bebekler vücudun bağışıklık sistemi için gerekli bakteriler ile karşılaşır. Normal doğum ile dünyaya gelen bebekler daha az alerjik rahatsızlıklar yaşamaktadır. Günümüzde sezaryen olan birçok kadın sonraki doğumlarını normal doğumla gerçekleştirmek istemektedir.

Normal doğumun sezaryene oranla birçok avantajı vardır. Sezaryen anne ve bebeğin hayatının riske girdiği durumlarda uygulanması gereken, gerektiğinde uygulandığında hayat kurtaran bir ameliyattır. Normal doğum çok özel bir olgu olup anne ve baba adayları için, yaşamlarında ki en güzel deneyimlerden biridir.

DOĞALDIR.

Doğum insanlığın var olmasını sağlayan ve ilk insanlardan itibaren devam eden, doğal fizyolojik bir süreçtir. Gebelik ve doğum eylemi bir hastalık değil, bedenin doğal, normal ve sağlıklı bir fonksiyonudur. Doğum süreci kadının hayatı boyunca nadir yaşayacağı eşsiz olaylardan biridir. Kadının, kendisinin ve bebeğinin çıktığı bu doğum yolcuğundan haz duyması ve bu yolculuğu güzel anılarla tamamlaması en temel arzudur. Hem anne hem de bebek için, olağan dışı bir durum olmadıkça, en sağlıklı ve en güvenli doğum normal doğumdur.

KANAMA RİSKİ AZDIR.

Doğum sonrası kanama en önemli anne ölüm nedenlerindendir. Sezaryen ameliyatlarında kanama riski, normal doğuma oranla fazladır. Bu nedenle doğum sonrası kanama bir tanı değil, bir olayın tanımıdır. Yapılan birçok çalışmada doğum öncesi ve sonrası kan değerleri incelenmiş ve sezaryen doğumlarda görülen kanama miktarının normal spontan vajinal doğuma göre daha fazla olduğu kanıtlanmıştır. Normal doğum sonrası rahim daha çabuk toparlanır iken sezaryen sonrası rahmin toparlanması daha güç olabilmekte ve kanamalara daha sık rastlanabilmektedir.

HIZLI İYİLEŞİLİR.

Doğum normal fizyolojik bir süreçtir. İyileşme son derece hızlıdır. Doğumdan birkaç saat sonra fizikselaktivitelerine dönen anne, bir gün sonra ise günlük hayatına kaldığı yerden devam edebilir. Normal doğum ile bebeklerini dünyaya getiren annelerin sezaryen ile doğum yapan annelere göre hamilelik kilolarını çok daha kolay ve hızlı verdikleri gözlemlenmiştir. Çünkü doğum sonrası herhangi bir hareket kısıtlamaları bulunmamaktadır. Bebeği ile bizzat ilgilenebilir. Normal doğum sezaryen ameliyatına oranla daha az travmatiktir. İyileşme son derece hızlı gerçekleşir.

ENFEKSİYON RİSKİ AZDIR.

Vajinal doğum sonrası postpartum enfeksiyon oranı %3 iken, sezaryende 5-10 kat daha yüksektir. Sezaryen sonrası yara enfeksiyonu insidansı %2,5-16 kadardır. Normal doğum sonrası oluşabilecek enfeksiyonların tedavisi, sezaryen sonrası gelişen enfeksiyon tedavisinden daha kolaydır. Sezaryen cerrahi operasyonların getirdiği risklere sahiptir. Sezaryen sonrası %2-16 oranında üriner sistem enfeksiyonu ortaya çıkabilir, annenin preoperatif sağlığına, operasyon ve sonrasında üriner kataterin kalış süresine bağlıdır.

ANNE KOLAY EMZİRİR.

Normal doğum sonrasında anne bebek bağlanması hızlı ve güçlü olur. Doğum hormonlarının da etkisi ile anne sütü hızla gelir. Anne ve bebek uygun oda ısısındadır. Anne doğumdan hemen sonra bebeğini emzirebilir. Daha hızlı ayağa kalkabilir, günlük yaşamına daha hızlı adapte olabilir ve bebeği ile kendisi bizzat ilgilenebilir.  Bebeğin bakımına katılan anne, daha az ağrı hissettiğinden bebeğini daha kolay emzirir. Doğum hormonları süt salınımını hızlandırır. Normal yolla doğan bebek daha az solunum problemleri yaşar ve anneyi bir an önce emmeye başlayabilir.

BEBEKTE ALERJİK HASTALIKLAR DAHA AZDIR.

İnsanlar, mikroorganizmaların 3,8 milyon yıldır varlığını sürdürdüğü bir biyosferde yaşamakta ve 10 bin yıldır biyosferi etkilemektedir. Aynı zaman periyodunda iç biyosferimizi, yani mikrobiyotamızı oluşturan mikroorganizmaları da etkilemekteyiz.

İnsan mikrobiyotasının büyük kısmı başta sindirim sistemi olmak üzere deri, genitoüriner sistem ve solunum sisteminde kolonize olmuştur. Sindirim sistemi, çok geniş yüzey alanı ve mikroorganizmalar için zengin besin öğeleri içermesi nedeniyle kolonizasyon için en uygun ortamı sunmaktadır. Bu nedenle kolon, tek başına vücudumuzdaki mikroorganizmaların %70’inden fazlasını barındırmaktadır. İnsanlarda sindirim sistemi mikrobiyotası, doğumdan hemen sonra şekillenmeye başlamaktadır. Doğum şekli, beslenme ve çevresel faktörler gibi birçok faktöre bağlı olarak da şekillenmeye devam eder. 

Bebeklerde doğum şekli de intestinal mikrobiyotanın şekillenmesinde son derece önemlidir. Vajinal doğum ile dünyaya gelen yenidoğan, vajinal kanaldaki birçok mikroorganizma ile karşılaşarak bebeğin intestinal mikrobiyotası oluşurken, sezaryen ile doğumda, bebeğin intestinal sistem mikrobiyota kompozisyonunun deri mikroorganizmalarına benzer şekilde oluştuğu görülmüştür. İlk kolonize olan türler, Escherichia coli, Streptococcus sp. gibi fakültatif anaeroplardır. Daha sonra bağırsaktaki oksijen oranı düştükçe, zorunlu anaeroplar da kolonize olmaya başlar. 

Bebeğin normal doğum esnasında annenin bakteri florası ile ilk temasını gerçekleştirerek kendi bağırsak florasını oluşur. Yapılan çalışmalar sezaryen ile doğan bebeklerin bağırsak florasında yararlı bakteriler olarak bilinen bacterioides ve bifidobakterium’un alerjik olmayan çocuklara kıyasla daha az olduğunu göstermektedir. Bu yararlı bakteriler bebeğin erken dönemde gıdalara tolerans geliştirmesini sağlarken, ileri yaşlarda astım ve alerji görülme riskini azaltmaktadır. 

BEBEKTE SOLUNUM SIKINTISI DAHA AZDIR.

Normal doğum sırasında bebeğin göğüs kafesine oluşan baskı, akciğerlerindeki sıvının çok büyük kısmının boşalmasına ve nefesini daha rahat almasına neden olurken sezaryende bu durum söz konusu olmadığından, sezaryenle doğan bebeklerde solunum sıkıntıları daha sık görülür. Normal doğumda, doğum kanalına girdiği andan itibaren bebeğin akciğerlerini geliştirici hormonlar daha fazla artar. 

Bebekte ''solunum takipnesi'' veya ''bebeğin doğumdan sonraki geçici takipnesi'' dediğimiz solunum problemler sezaryenden sonra daha sık görülür.

BEBEKLER İÇİN SAĞLIKLI VE GÜVENLİDİR.

Doğumun esas baş rol oyuncuları sessiz kahramanlar bebeklerdir. Normal doğum hormonları ile karşılaşan bebekler dış dünyaya geçiş için aslında hazırlanır. Sezaryen ameliyatında olduğu gibi aniden anne karnından alınarak bir şoka maruz kalmaz.

Anne vücudu doğurmak, bebeğin vücudu da doğmak üzere tasarlanmıştır. Anne ve bebek için güvenli olan, normal dışı bir durum söz konusu olmadıkça doğru olan normal doğumdur.

BEBEKLERİN BAĞIŞIKLIĞINI GÜÇLENDİRİR.

Normal doğum ile doğan bebeklerin bağışıklık sistemi de kuvvetli olmaktadır ve gelecek yıllarda hastalığa yakalanma riskleri de o denli az olmaktadır. Normal doğumun gerçekleştiği sırada bebeğin doğum kanallarından geçerken birtakım bakteriler ile temasta bulunduğu ve bu bakterilerin bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirmede oldukça etkili olduğu belirlenmiştir.

ANNE BEBEK BAĞLANMASI HIZLIDIR.

Oksitosin hormonu, doğumdan sonra anne-bebek bağlanmasından da sorumludur. Son yıllarda yapılan çalışmalar oksitosin hormonunun, sevginin olduğu her yerde salgılandığını gösterir. Bu yüzden anne-bebek buluşmasında en üst seviyelere ulaşır. Endorfin hormonu aynı zamanda da bağlanmayı arttıran hormonlardan biri olarak gösterilir. Oksitosin hormonu ile birleştiğinde bu sevgi kokteyli, anne ve bebeğinin, o ilk dakikalardaki kritik bağlanmalarından sorumludur. Doğum anını takip eden ilk dakikalar ve saatler, bebeğin yeni dünya ile ilgili ilk mesajlarını aldığı kritik saatlerdir ve gelecekteki davranışları üzerinde de etkilidirler. Bu yüzden Dünya Sağlık Örgütü ve tüm diğer kuruluşlar, doğumdan sonra bebeğin, her şey yolundaysa, doğar doğmaz anne kucağına verilmesini önerir. Bu anlarda anne-bebek buluşmasının pozitif etkilerini en yüksek seviyede yaşatmak için, sessiz bir ortam sağlanmalı ve bu buluşma anına saygı gösterilmelidir. Normal doğum sırasında bebekler bazı hormonları salgılarlar. Ve bu hormonların bebeğin dış dünya ile olan ilişkisi ve anne ile olan ilişkisi üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Bebeğin normal doğum esnasında salgıladığı hormonlardan biri de endorfin diye adlandırılan mutluluk hormonudur. Bu hormonlar da yine bebeğin dış dünya ile uyumunu son derece kolaylaştıran etmenlerdendir.

GELECEK NESİLLERİNİ KORUR.

Normal doğumla bebeğe geçen faydalı bakteriler ile karşılaşır. Normal doğumla dünyaya gelen bebeklerde astıma daha az rastlanır. Solunum problemleri ve alerjik rahatsızlıklar daha az görülür.

Sezaryen ameliyatı karında tahribata neden olduğundan, ameliyat esnasında rahim içi, tüpler veya yumurtalıklar yapışacak şekilde zarar görmüşse bir sonraki doğumu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca karın içindeki organların birbirine yapışmasına ve rahim zarının yapışıklığına, bu da ileriki dönemde kadınlarda kısırlığa neden oluyor. Sezaryen ameliyatı rahim içerisinde yapışıklığa neden olarak döllenmiş yumurtanın rahme tutunmasını engelleyerek veya düşüklere neden olarak gebeliği engelleyebilir.

Sezaryen sonrasındaki gebeliklerde ise; eşin önde gelmesi, eşin uterus duvarına anormal olarak yapışması, eşin vaktinden önce tutunduğu yerden ayrılması, rahmin yırtılması ve tüm bunlara bağlı olarak rahmin alınması ve de yeniden sezaryen ile doğum gerekliliği artmaktadır.

Doğumdan sonraki erken kolonizasyon döneminde mikrobiyotanın şekillenmesinde diyet (anne sütü, formül mama), infantil dönemdeki antibiyotik kullanımı ve hijyenik çevre şartları oldukça etkilidir. Yapılan birçok çalışma göstermektedir ki; anne sütü ile beslenen infantlarda mikrobiyotanın çoğunu Bifidobakteriler oluştururken, formül mamalar ile beslenen infantların sindirim sistemi mikrobiyotasında Escherichia coli, Clostridium difficile, Bacteroides fragilis ve Lactobacillus’lar baskın haldedir. Bir yaşından sonra artık intestinal mikrobiyota, genç bir insanın sindirim sistemi mikrobiyotasına benzer hale gelir. Üç yaşına doğru değişiklik göstererek modifiye olmaya devam eder.

Dr. Ebe Esra ÇÖMEZOĞLU 

KAYNAKLAR

Armson BA. Is planned cesarean childbirth a safe alternative? CMAJ 2007; 176(4): 475-476

Dominguez-Bello MG, Costello EK, Contreras M, et al. Delivery mode shapes the acquisition and structure of the initial microbiota cross multiple body habitats in newborns. Proc Natl Acad Sci USA 2010; 107: 11971-11975. 11.

Matamoros S, Gras-Leguen C, Le Vacon, F, Potel G, de La Cochetiere MF. Development of intestinal microbiota in infants and its impact on health. Trends Microbiol 2013; 21: 167-173. 13.

Yatsunenko T, Rey FE, Manary MJ, et al. Human gut microbiome viewed across age and geography. Nature 2012; 486: 222-227.

Yılmaz K., Altındiş M., Sindirim sistemi Mikrobiyotası ve Fekal Transplantasyon. Nobel Medıcus 37 cilt:13, Sayı 1 S: 9-15

Özgünen FT. Sezaryen. In: Özgünen FT, Evrüke C (eds). Maternal Fetal Tıp ve Perinatoloji, Ankara: Medical Network; 2001: 1322-1330

NORMAL DOĞUM VE SEZARYEN DOĞUM UYGULANAN OLGULARIN POSTPARTUM KOMPLİKASYONLAR YÖNÜNDEN KARŞILAŞTIRILMASI UZMANLIK TEZİ Dr. Neslihan GÜL Tez Danışmanı: Doç. Dr. Necdet SÜER İstanbul - 2008 İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği

Ziadek SM, Sunna EI. Decreased cesarean birth rates and improved perinatal outcome: a seven-year study. Birth. 1995; 22: 144–147.

S.Saxena. The National Sentinel caesarean Section Audit in the UK. International Journal of Obstetric Anesthesia, 2001, 11(4): 270-274.

Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, ICON-INSTITUT Public Sector GmbH ve BNB Danışmanlık (2006) Ulusal Anne Ölümleri Çalışması, 2005. Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü ve Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu, Ankara.2005; 1-31. 

Erkıran A.A., Göçmen A., Spontan vajinal Doğum ve Sezaryen ile Doğum Yapan Hastaların Doğum Öncesi ve Doğum sonrası Hematolojik Değerlerinin Kan Kaybı Açısından Değerlendirilmesi. Sağlık Bakanlığı Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği, Uzmanlık Tezi. 

Rathfisch G., Doğal Doğum Felsefesi.Nobel Tıp kitap evi. 2012 S:8-10 

Doğal Doğum F.Deniz SAYINER*, Nebahat ÖZERDOĞAN* Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Bilim ve Sanatı Dergisi, Cilt:2,Sayı:3.2009 

Wall R, Ross RP, Ryan CA, et al. Role of gut microbiota in early infant development. Clin Med Pediatr 2009; 3: 45–54. 12.

E-Newsletter Subscription

Sign up for our E-newsletter for free to receive information, news, and updates.